İntermodal taşımacılık, Türkiye lojistik sektörünün gündeminde hiç bu kadar üst sıralarda yer almamıştı. UAB ve UTİKAD'ın son toplantılarında demiryolu altyapı yatırımları ve farklı ulaşım modlarının entegrasyonu defalarca masaya yatırıldı. Peki bu tartışmalar karayolu taşımacılığı yapan nakliyeciler için ne anlama geliyor? Demiryoluna yapılan her yatırım otomatik olarak karayolunu küçültür mü, yoksa tablonun daha karmaşık bir yüzü var mı?
Türkiye, bugün itibarıyla yük taşımacılığının yaklaşık yüzde 90'ını karayolu üzerinden gerçekleştiriyor; demiryolunun payı ise yüzde 5'in altında seyrediyor. Avrupa ortalamasında bu oran demiryolu lehine çok daha dengeli bir tablo sunuyor. Hükümetin 2053 hedefleri arasında demiryolu yük payını yüzde 15'e çıkarmak yer alıyor. Bu rakamlar, sektörün önünde duran dönüşümün büyüklüğünü net biçimde ortaya koyuyor.
Orta Koridor Fırsatı: Karayolu İçin Tehdit mi, Zemin mi?
Orta Koridor, Çin'den Avrupa'ya uzanan ve Türkiye'yi kritik bir transit nokta olarak konumlandıran güzergâhtır. Bu hat üzerindeki demiryolu lojistiği yatırımları hız kazandıkça, özellikle uzun mesafeli transit yükler rayların üzerine kayma eğilimi gösteriyor. Ancak burada karayolunun devre dışı kaldığı bir senaryo söz konusu değil; aksine demiryolunun erişemediği noktalarda karayolu zorunlu bir bağlantı halkasına dönüşüyor.
Örneğin Orta Koridor üzerinden Çin'den gelen bir konteynerin Türkiye'deki son mil dağıtımı yüzde 100 karayoluna dayanıyor. Marmaray ve Halkalı-Kapıkule hattı gibi projelerin hayata geçmesiyle birlikte Istanbul merkezli intermodal aktarma noktaları güçleniyor. Bu da Trakya güzergâhındaki karayolu taşıyıcıları için yeni bir besleme trafiği anlamına gelebilir; tahminlere göre 2026'ya kadar bu noktalardan geçen kara aracı sayısının yüzde 20 artması bekleniyor.
Entegrasyon Modeli: Karayolu Taşıyıcısı Nerede Duruyor?
UAB ve UTİKAD'ın savunduğu entegrasyon modelinde karayolu taşımacılığı rakip değil, tamamlayıcı unsur olarak tanımlanıyor. İntermodal sistemin işleyişi şu mantığa dayanıyor: Büyük hacimli ve uzun mesafeli yükler demiryoluna yüklenir, liman veya iç terminal çevresindeki dağıtım ise karayoluyla tamamlanır. Bu modelde küçük taşıyıcılar için micro-hub mantığıyla çalışan bölgesel dağıtım ağlarına olan talep artıyor.
Karayolu taşıyıcıları açısından pratik öneri şu: Sabit rotalarda büyük yük taşıyan firmalar önümüzdeki yıllarda baskıyla karşılaşabilir. Ancak esnek, çok noktalı ve son mil odaklı operasyonlar yapanlar için demiryolu yatırımları yeni iş kapısı açıyor. Araç başına karlılığı artırmak isteyenler, intermodal terminallerin yakınında depo veya aktarma noktası gibi ek hizmetleri portföylerine katmayı değerlendirmeli.
Demiryolu Yatırımlarının Karayoluna Yansıyan Maliyet Etkisi
Demiryolu altyapısına yapılan kamu yatırımları karayolu üzerindeki yük yoğunluğunu azaltarak bakım maliyetlerini ve kaza oranlarını düşürüyor. Yoğun TIR trafiğinin hasar verdiği güzergâhlarda bu etki özellikle belirgin hale geliyor. Daha az yıpranan yollar, aynı zamanda araç bakım giderlerini düşürüyor; yakıt verimliliğine olumlu katkı sağlıyor. Bu dolaylı fayda, karayolu taşıyıcılarının demiryolu yatırımlarını çoğunlukla rakip olarak algılamasıyla göz ardı edilen bir kalemdir.
Türkiye özelinde bakıldığında, Doğu Anadolu ve Güneydoğu güzergâhlarında demiryolu kapasitesi hâlâ yetersiz. Bu bölgelerde karayolu taşımacılığının önümüzdeki 10 yıl boyunca baskın mod olmayı sürdüreceği öngörülüyor. Kars-Tiflis-Bakü hattı gibi uluslararası demiryolu projelerinde ise yük alma kapasitesi arttıkça besleme güzergâhlarındaki karayolu talebi de paralel büyüyor. Sektörel dengeyi sıfır toplamlı bir oyun gibi okumak yanıltıcı olabilir.
Değişen Dengede Doğru Tarafta Kalmak
Demiryolu lojistiği yatırımları karayolu taşımacılığını silmiyor; aksine her iki modun rolünü yeniden tanımlıyor. Asıl tehdit, değişime hazırlıksız yakalanan ve eski iş modelini korumaya çalışan operasyonlarda. Güçlü dijital altyapıyla yük erişimini artıran, intermodal terminallere entegre olabilen taşıyıcılar bu dönüşümden karlı çıkacak. Qamyon gibi dijital navlun platformları, bu geçiş döneminde taşıyıcılara farklı güzergâh ve yük tiplerine hızlı erişim imkânı sunuyor. Sektördeki değişimi yakından takip etmek ve operasyonunu buna göre konumlandırmak için şimdi harekete geçmek gerekiyor.
